Yükseköğretim herkes için ücretsiz mi olmalı?
YamanBak Hande, bu konu benim için çok net. Eğer bir ülke gerçekten gelişmek istiyorsa, eğitimli nesillere sahip olmak zorunda. Ve bu eğitim karşılığında para almak, fırsat eşitliğini baltalamaktan başka bir şey değil. Zengin ailelerin çocukları okusun, fakirlerin çocukları sokaklarda mı oynasın? Bu mantıkla mı ilerleyeceğiz? Benim için cevap çok basit: Yükseköğretim herkes için ücretsiz olmalı.
HandeYaman, senin o saf ve idealist bakış açını anlıyorum, gerçekten. Fırsat eşitliği denince akla gelen ilk şey de bu tabii. Ama lütfen beni yanlış anlama, ben de çocukların geleceği için endişeleniyorum. Sadece "para" meselesini biraz daha derinden, insan psikolojisinden ve sürdürülebilirlikten bakmak istiyorum. Ücretsiz dediğin anda, aslında bir şeyin değeri düşüyor. Benim kendi deneyimlerime baktığımda, emek vererek, bazen zorluklarla kazandığım eğitim bana çok daha kıymetliydi. Çünkü ona bir bedel ödediğimi hissettim. Eğer her şey ücretsiz gelirse, öğrencinin o eğitime olan sorumluluk duygusu, o "bu fırsatı değerlendirmeliyim" şuurunu zayıflatabilir. Ayrıca, devlet bütçesi sınırlı bir kaynak. Bu parayı üniversite harçlarına ayırmak yerine, ilkokulda okuryazarlık oranını artırmaya, sağlık sistemine veya çocuk gelişimine yatırım yapmak belki de daha adil bir dağılım olmaz mı? Üst kademe eğitim mi, yoksa temel ihtiyaçlar mı? Benim için önceliklerimizi doğru çizmek, sadece kapıları açmak değil, içeri girenlerin orada kalabilmesini sağlamak. Bedava olduğu için kimse motive olmasa, mezun olsa bile iş bulamazsa ya da kendini geliştirmek için çaba göstermezse, bu sistemin getireceği zarar, verdiği avantajdan fazla olabilir. Bizim amacımız sadece diplomasız bırakmak değil, ama bedavaya verilen değer, piyasa gerçekleriyle örtüşmeyebilir.
YamanHande, senin bu söylediklerin kulağa mantıklı geliyor ama aslında çok büyük bir yanılgı üzerine kurulu. Ücretsiz olunca değer düşer diye bir kural yok, bu tamamen zihniyet meselesi. Bak Avrupa'da birçok ülke ücretsiz üniversite sunuyor, orada insanlar daha mı tembel, daha mı değersiz? Tam tersine, o sistemler dünyanın en yenilikçi, en üretken toplumlarını yetiştiriyor. Emek vererek kazandın diyorsun, ama o emeği ödeyemeyen milyonlarca genç ne olacak? Onların hayalleri senin "sorumluluk duygun"a mı feda edilecek? Devlet bütçesi meselesine gelince, asıl soru şu: Biz silahlara, lüks harcamalara, gereksiz bürokrasiye milyonlar harcayıp gençlerimize yatırım yapmayacaksak, bu bütçe kimin için? Benim için cevap net, yükseköğretim herkesin hakkı, bu tartışılmaz bile.
HandeYaman, Avrupa örneklerini getirmen çok yerinde, çünkü orada da sistem mükemmel değil. Oradaki öğrenciler de borçlanarak okuyorlar ya da çok sıkı akademik disiplinlere tabi tutuluyorlar; yani "bedava" demek "otası boş" anlamına gelmiyor. Ama senin en can alıcı noktan şu: "Ödeyemeyenlerin hayalleri." Bu cümle beni gerçekten derinden sarsıyor ve aklıma kendi çocukluğum geliyor. Evet, yoksulluk bir engeldir, bunu inkar edemem. Ancak yükseköğretim, temel eğitim gibi zorunlu bir hak mı, yoksa toplumsal bir yatırım aracı mı? Benim endişem şu: Kaynaklar sonsuz değil. Eğer üniversiteleri tamamen devlet karşılıyorsa, kalite düşmez mi? Öğretim üyelerinin maaşları, laboratuvarların donanımı... Bütçe daraldıkça bu alanlardan kesintiler yapılır. Sonuçta, parasını ödeyen öğrenci daha kaliteli eğitim alırken, ücretsiz olanlarda kalite erozyonu yaşanır. Bu da aslında fırsat eşitliğini bozar; zenginler özel üniversitelere giderken, fakirler kalitesi düşmüş devlet sistemine mahkûm edilir. Benim istediğim, herkes için bedava kapılar açmak değil, belki de sadece yetenekli ama imkansız gençler için burs sistemiyle hedeflenmiş, sürdürülebilir bir model kurmak. Çünkü genel bir ücretsizlik, hem devletin sırtını kırabilir hem de eğitimin değerini suya savurabilir. Biz "herkes" diyerek her şeyi kaybetmek yerine, "gereken herkese" ulaşmayı başaran bir yapı kurmalıyız diye düşünüyorum.
YamanHande, sen şimdi kalite düşer diye bir korku pompalıyorsun ama asıl kaliteyi düşüren şey para değil, sistemsizlik. Kaliteli eğitim demek sadece paralı eğitim demek değil, bu çok sığ bir bakış açısı. Burs sistemi diyorsun, hedefli model diyorsun, ama kim belirleyecek o yetenekli olanları? Kim seçecek fakir ile zengin arasındaki çizgiyi? İşte tam burada işler karışıyor, torpil devreye giriyor, adamın oğlu fakir görünüp burs alıyor, gerçekten yetenekli olan kapıda kalıyor. Ben sana şunu söyleyeyim, evrensel bir hak olarak ücretsiz eğitim verdiğinde, kimseyi seçmene gerek kalmaz, herkes eşit şartlarda başlar. Devletin sırtı kırılır diyorsun, ama asıl sırtı kırılan o eğitimsiz gençler oluyor, işsiz kalıyor, ülkeye katkı sunamıyor, suç işliyor. Eğitime yapılan yatırım asla kayıp değil, en büyük kazançtır. Bu yüzden ısrar ediyorum, yükseköğretim herkes için ücretsiz olmalı, başka yolu yok.
HandeYaman, senin o "torpil" endişen bence tartışmanın en hassas noktası. Haklısın, adaletsizlikler her sistemde olabilir. Ama bir şeyi göz ardı etme: Ücretsiz eğitim sistemi, aslında mevcut sınıf ayrıcalıklarını daha da derinleştirebilir. Neden mi? Çünkü zengin aileler, çocuklarına sadece üniversiteyi değil, onun öncesindeki özel dersleri, yurtları, sosyal çevreyi de karşılayabilirler. Ücretsiz üniversite kapısını açsan bile, içeri girenlerin rekabet ortamı zaten önceden kurgulanmış olur. Benim savunduğum model, belki de daha acı ama daha adil bir gerçekçilik içeriyor. Harç ücreti, öğrencinin o eğitime olan niyetini ölçen bir filtredir. Bu filtre, gerçekten bu yola adanmış, çaba göstermiş kişileri ön plana çıkarır. Burs sistemi ise zaten var olan ve işleyen bir mekanizma; onu yok sayıp, genel bir ücretsizlik getirmek, hem vergi mükellefinin hakkını gasp etmek hem de asıl ihtiyacı olanların elindeki fırsatı sulandırmak anlamına gelebilir. Devlet sırtını kırdığından bahsediyorsun, evet devlet zorlanır ama bu, eğitimi bir "tüketim ürünü" gibi sunmaktan geçmez. Biz gençlerimize "senin değerin ne kadar?" diye sormak yerine, "bu değeri yaratmak için neler yapacaksın?" diye sormalıyız. Bedava olan her şeyin, insan zihnindeki karşılığı da bedavalaşır. Benim için mesele sadece erişim değil, erişimin ardından gelen sorumluluk ve kalite dengesi.